İZ

Sis düşen sokak lambasının aydınlatmaya çalıştığı kaldırım üzerinde , gelip geçen yok bu gece saatinde. Ortalıkta kuru bir gürültü var beynime saplanan; nefes alışverişlerim bile kafamın içinde fırtınalar koparmaya yetiyor. Ne demiş kavuşamamanın hiç elde edemeyeceğini tadan bir yazarımız “Uyudum,uyandım uyudum,uyandım kepaze bir yaşam.” Sözleri fazla uzatmadan kısa cümleler kurdum bugün, yüreğimde haykıran sesleri kapalı […]

AYNADAKİ SEN

Bazı şeylerin tarifi yoktur. Huzur gibi, aile gibi, hayat gibi… Yeri gelir kendini bile anlatamazsın; Duygularını, düşüncelerini… Ne gariptir ki, aynaya bakınca sadece kendini görürsün. Peki ya içindeki sen? İçindekini yansıtabilir misin mesela aynaya, Anlatabilir misin gerçek benliğini, Yüzleşebilir misin bugününle, yarınınla? Okuyabilir misin yalnızlığını? Şair, Kahraman Tazeoğlu ne de güzel özetlemiş insanlığı; “Kendi eksiklerine […]

HA’

Naif ve zarif bir terkediş ile ayrılıyor ruhum bu çöplük,bu enkaz,bu domuz girmiş bağdan farksız bedenimden Hayat, üç beş yedi dokuz evde yokuz Orda mısın? Armut dersem çıkma,elma dersem… Elma! meyvesini de,adını da çıkardım kelime haznemden Bana Roboskiyi hatırlatıyor! Neyse yara çok,değinmeden sıyrılmalıyım yüreğimdeki bu lav çukurlarından. Merhaba konumuz;yok bir konumuz! Öyle laf kalabalığı yapacağım […]

GÜNAHKÂRIM, BİLMİYORUM

Ahir zamanın, Tüm hatalarımı sahiplenişini izliyorum. Gözlerim kapalı. Günahlarım hangi körfezden yükselir? Bilmiyorum…   Kime boyun eğer, Yahut kimin için af diler?   Kaderin pençelerine sebeplerimi teslim ettim. Bu zindan, Gönlümü nerede hapseder? Bilmiyorum… Kalbimi hangi hüzün paklar? Yaralarımı hangi acı sarar?   Yer gök boşuna mı yanar bu sevdaya? Ben senin için mi isyan […]

ANTİKA KALBİM

Eskimiş bir şarkısın sen.Terk edilmiş bir evin tozlu parçası,Antika bir eşya,Tarif edemeyeceğim kadar eskisin.Ama yine de dün gibisin.Sen adı konmayan bir yara,İzi silinmeyen bir hatırasın.Tüm bestelerimin nakaratındasın.Yaşıyorsun her satırda.Her kitabın kokusunda varsın.Uzaksın ama yokluğun dibimde.Sanırım mezara kadar sürecek bu hasret.Ve ben o süreye kadar,Her saniye ölüp ölüp dirileceğim.Keşke kalbimi söküp sana verseydim, diyorum.İçinde sen varkenİçimde […]

LİMAN VE GÖZLERİ

Bütün limanlarda alaboralı gemiler.Kalbim, Sur’undan bomba yemiş misaliDuraklarda art arda gül bahçeleriHayalde duruyor bütün gökkuşaklığı ırmaklar.Eprimiş yeleler uçuşuyor şimdi telgraf tellerinde,Çişeleyen her damla saçlara değilYüreğimin en bilimez köşesine oturur.Yapraklar musmutlu ve oynayışta,Bakakalmış yüzyıllık kent gibi gözlerimUzakların bulutlarında dolup dolup boşalıyor.Bir biçareliğin yudumunda eriyip gitmekteyim,Kemana benziyor zoraki güneşin naralarıVakitsizce yolculuğun arasında, bulutlarınDamlıyor damlıyor her bir nefes,Bilinmez […]

ÜRKEK BAŞIŞLI KADIN

  Ilık meltem havasını andıran buğulu bir rüzgâr esiyordu. “Akşam sefası çiçekleri” gibi hoş koku yayılmıştı şehrine… İnce adımlarla kaldığı yerden devam etmeliydi. Yolun sonu acı olsa dâhi, umutlarının ve sevginin izinden gitmeliydi. Soluklanmak için ceviz ağacına götürdü ayakları onu. Hem dinlenirim hem de ileriye dönük hayallerime doğru yol alırım düşüncesiyle yaslandı yılların yıldıramadığı ceviz […]

BEN GÜÇLÜ BİR KADINIM

Ben güçlü bir kadınım çünkü gidenin arkasından el sallamayı öğrendim.  Ağlamanın beni küçük düşürmediğini , acıların yaşanarak üstesinden gelindiğini öğrendim.  İnsanların bir kısmının iyi günlerini kalanının da kötü günlerini fırsat bildiğini anladım.  Ailenin insan hayatındaki önemini , yalnızlığın baki olduğunu ve onu sevmen gerektiğini gördüm. Karanlıktan korkmuyorum artık , yalnızlıktan korkmadığım gibi. Geceleri tek başıma […]

MUTLAK GÜZELLİK: ÖLÜM

Ölümün korkunç bir azap olduğu konusunda hayli konuşmalara denk geliyor olmam beni yaşamın ihtişamlı iğrençliğinden fevkalade uzak tutuyor. Ölüm de yaşam kadar kutsal bir süreçtir halbuki! Nasıl ki yaşam bahşedilen bir varlık için umut ve çoğalım kabul görülüyorsa, ölüm de aynı denge de kanıtsal bir yaşam çöplüğünün temizlenmesidir. Nasıl ki kışın ardından gelir bahar, öyle […]