YÖNETMEN-SENARİST-OYUNCU


Şırnak’ın İdil ilçesinden çıkan Murat Ferhat Akay, imkânsızlıkların içinden sinema üreten genç bir hikâye anlatıcısı. Büyük setler, pahalı ekipmanlar ya da kalabalık prodüksiyonlar olmadan; yalnızca bir telefon, güçlü bir gözlem yeteneği ve anlatma ihtiyacıyla kendi filmlerini çekiyor. Akay’ın sineması, teknik gösterişten çok gerçeklik üzerine kurulu. Yaşanmışlıklar, coğrafyanın sertliği, insanın iç çatışmaları ve görünmeyen hikâyeler onun kamerasında yalın ama çarpıcı bir dille hayat buluyor. Kimi zaman bir sokak, kimi zaman bir yüz, kimi zaman da sessizlik başrolde. Telefon kamerasını bir avantaja dönüştüren Murat Ferhat Akay, sinemanın yalnızca büyük şehirlerde ve büyük bütçelerle yapılabileceği algısını kırıyor. Çektiği filmler; samimiyeti, doğallığı ve cesaretiyle izleyicide derin bir iz bırakıyor. Onun işleri, “olanı olduğu gibi” anlatma derdinde; süslenmiş değil, filtresiz. Bağımsız sinemanın ruhunu taşıyan Akay, genç sinemacılara ilham veren bir örnek: “Anlatacak hikâyen varsa, kamera her yerdedir.” Murat Ferhat Akay, yalnızca filmler çeken bir isim değil; aynı zamanda kendi coğrafyasından çıkan hikâyelerin görünür olması için sessiz ama kararlı bir mücadele veren bir sinema emekçisi. Bugün bir telefonla çekiyor, yarın büyük perdelerde anılacak bir dilin temellerini atıyor.






SON FİLMİNİ İZLEMEK İÇİN LİNKE TIKLAYABİLİRSİNİZ
ÜŞÜYEN GÜNEŞ/ TIKLA İZLE

Bir Telefonla Sinema: Şırnak İdilli Murat Ferhat Akay’ın Hikâyesi Şırnak’ın İdil ilçesinde yaşayan Murat Ferhat Akay, sinemanın yalnızca büyük bütçeler ve profesyonel setlerle yapılabileceği algısını yıkan genç bir yönetmen. Akay, hiçbir teknik ekipmana sahip olmadan, yalnızca bir cep telefonu ile kendi filmlerini çekiyor ve yaşadığı coğrafyanın görünmeyen hikâyelerini sinemaya taşıyor. Murat Ferhat Akay’ın filmleri; yoksunluk, aidiyet, kimlik, insanın iç çatışmaları ve coğrafyanın bıraktığı izler üzerine kurulu. Gösterişli anlatımlardan uzak duran Akay, sinemasını yalınlık ve gerçeklik üzerine inşa ediyor. Oyuncuları çoğu zaman gerçek insanlar, mekânları ise gündelik hayatın içinden seçiliyor. Telefon kamerasını bir zorunluluktan ziyade bilinçli bir tercih olarak kullanan Akay, bu yöntemiyle bağımsız sinemanın ruhunu temsil ediyor. Onun sinemasında önemli olan görüntünün kalitesi değil, anlatılan hikâyenin samimiyeti. Genç yönetmen, yaşadığı bölgeden çıkan hikâyelerin görünür olmasını amaçlıyor ve sinemanın merkezden değil, taşradan da güçlü bir şekilde konuşabileceğini gösteriyor. Murat Ferhat Akay, bugün bir telefonla çektiği filmlerle, yarının bağımsız sinema dilini kuran isimler arasında yer alıyor.










LİNKE TIKLAYARAK FİLME ULAŞABİLİRSİZ
BURAYA TIKLA

☀️ ÜŞÜYEN GÜNEŞ
Bir yol, bir kayıp ve köklerle yüzleşme hikâyesi Murat Ferhat Akay’ın son filmi “Üşüyen Güneş”, bir gencin annesinin ölümüyle başlayan içsel yolculuğunu merkezine alıyor. Batıdan doğuya uzanan bu yol, yalnızca coğrafi bir dönüş değil; köklere, hafızaya ve bastırılmış duygulara doğru yapılan sessiz bir hesaplaşma. Film, Şırnak’ın sert ama dürüst coğrafyasında geçerken, izleyiciyi insanın kaçtığı geçmişiyle yüzleştiriyor. Ana karakter, annesinin ardından çıktığı bu yolculukta, kendisine miras kalan suskunlukları, yarım kalmış hikâyeleri ve ait olduğu toprağın ona söylemek istediklerini keşfediyor. “Üşüyen Güneş”, kaybın ardından gelen boşluğu, yalnızlığı ve arayışı abartıya kaçmadan, sade bir sinema diliyle anlatıyor. Murat Ferhat Akay, bu filmde de büyük prodüksiyonlardan uzak durarak, telefon kamerasını bir anlatı aracına dönüştürüyor. Görüntülerin hamlığı, hikâyenin duygusal gerçekliğini güçlendiriyor; film izleyiciye izlenmiş değil, yaşanmış hissi veriyor. “Üşüyen Güneş”, yalnızca bir yas hikâyesi değil; aynı zamanda köklerin insanı çağırdığı, aşkın beklenmedik bir anda karşıya çıktığı ve insanın kendini yeniden tanımlamak zorunda kaldığı bir dönüş filmi. Güneşin bile üşüdüğü bir coğrafyada, sıcak olan tek şey insanın gerçeğiyle yüzleşme cesareti. Bu film, sessizliğiyle konuşan; bağırmadan, açıklamadan, zorlamadan anlatan bir sinema deneyimi sunuyor.



















ÜŞÜYEN GÜNEŞ”
TIKLA/ İZLE…

IMG_20260111_065…024.png↗

MURAT FERHAT AKAY

EDİTÖR NOTU:

Bir Ekrandan Bir Işık Doğabilir: Murat Ferhat Akay Üzerine;
Dijital çağ, çoğu zaman haklı gerekçelerle eleştiriliyor. Telefonların insan ilişkilerini zayıflattığı, dikkati parçaladığı, yüzeyselliği beslediği söyleniyor. Bunların hiçbiri haksız değil. Ancak bu eleştirilerin arasından çoğu zaman gözden kaçan bir gerçek var: Aynı araçlar, doğru ellerde, toplumsal bir imkâna da dönüşebilir. Murat Ferhat Akay, bu gerçeğin somut örneklerinden biri. Şırnak’ın İdil ilçesinde, büyük imkânlardan ve merkezlerden uzakta; bir cep telefonunu yalnızca tüketim aracına değil, üretim ve anlatı aracına dönüştüren genç bir sinemacıdan söz ediyoruz. Akay, dijital dünyanın sunduğu olanakları hız, gösteriş ya da geçicilik için değil; hikâye anlatmak, görünmeyeni görünür kılmak için kullanıyor. Onun yaptığı şey yalnızca film çekmek değil. Aynı zamanda, gençliğe sürekli dayatılan “pasif izleyici” rolünü reddetmek. Telefonu eline alıp kaydırmak yerine, aynı telefonla bir hikâye kurmak; susulan yerleri konuşur hâle getirmek. Bu tutum, başlı başına bir toplumsal duruştur. Bugün sıkça “gençler nereye gidiyor?” sorusunu soruyoruz. Belki de asıl soru şu olmalı: Biz hangi gençleri görüyor, hangilerini destekliyoruz? Murat Ferhat Akay gibi gençler, desteklendiklerinde yalnızca kendi yollarını açmakla kalmaz; bulundukları çevrede yeni bir yön duygusu da yaratırlar. Onun ürettiği her film, yalnızca bir sanat ürünü değil; etrafındaki gençler için “ben de yapabilirim” cümlesinin somut hâlidir. Toplum, gençleri yalnızca riskler üzerinden okumaktan vazgeçtiğinde; potansiyellerini ciddiye aldığında dönüşür. Murat Ferhat Akay’ın hikâyesi bize şunu hatırlatıyor: Telefonlar zararlı olabilir, evet. Ama aynı telefon, doğru bir bilinçle, bir aynaya, bir tanıklığa, bir umuda da dönüşebilir. Bir editör olarak bu noktada altını çizmek isterim: Bu tür gençler yalnızca takdiri değil, kurumsal ve toplumsal desteği de hak ediyor. Çünkü Murat Ferhat Akay, yalnızca kendi filmlerini çeken bir genç değil; dijital çağın içinden, topluma pozitif bir rol modeli çıkaran nadir örneklerden biridir. Ve belki de en kıymetlisi şudur: O, yeni nesle şunu gösteriyor — Tüketmek zorunda değilsin. Üretebilirsin. Susmak zorunda değilsin. Anlatabilirsin.
Bu sebeple şunu söylemekten geri durmak mümkün olmasa gerek; Teşekkürler Murat…